Etkinlik Marketi


Atilla

ePosta Yazdır PDF

Attilâ   


395 - 453


 

TIPKI Büyük İskender gibi, bütün dünyaya hâ­kim olmak ihtirası ile dopdolu bulunan Attilâ, bu büyük emelini tamamen gerçekleştiremedi ama, ta­rihin tanıdığı en ünlü cihangirlerden biri oldu.

Gençliğini barış için rehine olarak Roma'da ge­çirmiş, bu yüzden Roma kültürünün yanısıra, zaafla­rını ve karakterlerini incelemiş, lâtinceyi de anadili gibi öğrenmişti. Hükümdar olduktan sonra, Romalı­lar hakkındaki bütün bu bilgilerini en iyi şekliyle de­ğerlendirmeyi başardı.

Attilâ, önce Doğu Roma'yı hedef aldı. Bizans üzerine yürüdü. Kendisinden aman dileyen İmpara­toru yıllık vergiye bağladı. Bir süre sonra vergisini ödemeyen imparatora, bunu pek pahalıya ödetti. Bal­kanlardan Mora'ya, oradan İstanbul kapılarına kadar olan bölgeyi ele geçirdi. Bizanslılar vergiyi iki mis­line çıkartarak İstanbul'u kurtardılac. Fakat, bu arada Bizans İmparatoru III. Valentinianus, bir suikastçi göndererek Attilâ'yı öldürtmeye teşebbüs etti. Bu te­şebbüs akim kaldı. İmparator bu kez kendi emriyle, suikasti hazırlayan adamın kafasını kestirip Attilâ'ya göndermekle, kendisini temize çıkartmaya kalkıştı... Bu arada III. Valentinianus'un. hayatı boyunca evlen­memeye mahkûm ettiği kızkardeşi, rahibe olarak ka­patıldığı manastırdan Attilâ'ya bir nişan yüzüğü gön­dererek kendisiyle evlenmeye hazır olduğunu bildir­di. Bütün Avrupa'ya dehşet saçan Attilâ, Bizans İm-paratoru'na daha sert bir mesaj göndererek, nişanlı­sının kapatılmış bulunduğu manastırdan serbest bı­rakılmasını ve müstakbel eşine çeyiz olarak Batı Ro­ma imparatorluğunun yarısının verilmesini istedi. III. Valentinianus, Büyük Türk-Hun İmparatoru'nun bu yeni teklifi karşısında kara kara düşüncelere daldı. Bunun verdiği huzursuzluk bütün Bizans'ı kapladı. Bitip tükenmek bilmeyen korkulu günler ve aylar başladı Doğu Roma İmparatorluğu sınırları içinde...

Attilâ'nın bütün emeli Batı île Doğu Roma im­paratorluklarının kendisine karşı birleşmelerini önle­mekti. İki cephede birden savaşmak istemiyordu. Doğu Roma'yı bu huzursuzluğun içinde bıraktıktan sonra âni bir kararla Batı Roma'ya yürüdü. Bir hal­laç pamuğu gibi attı Batı Roma İmparatorluğu'nu. Ro­ma'ya girmesinin gün meselesi hâlini aldığı bir sıra­da, Papa III. Leon,  bizzat Attilâ'nın karargâhına gi-

derek Roma'yı çiğnememesi için ricada bulundu. Hat­tâ bunun için kendisine yalvardı. Papa'nın bu yalva­rışı karşısında istilâyı durdurmayı kabul eden Attilâ, Romalıları çok ağır bir vergiye bağladı.

Sekiz yıl içinde bütün Avrupa'da eşi görülmemiş ölçüde büyük bir istilâda bulunan Attilâ, korku ve dehşet ifade eden tek isim oluvermişti. Bu yüzden son derece âdil bir hükümdar olmasına rağmen, bü­tün Avrupa kendisini barbar gözüyle gördü. Onun, etrafına saçtığı büyük korku ve dehşetin psikolojik bir sonucu olmuştu bu yanlış teşhis...

Atillâ yalnız büyük bir istilâcı ve yaman bir ko­mutan değil, mükemmel bir hükümdardı. Tarih onu, milletine medenî bir düzen veren ve dünyada pos­ta teşkilâtını kuran  ilk  kişi olarak tanır.

Attilâ'nın ilk eşi ve başkadını Arıkan îdi. Ölü­münden sonra yerine geçen oğlu İlek'in anası olan Arıkan'dan başka birkaç kadın daha almıştı. 453 yı­lında, Büyük Türk-Hun İmparatorluğu'nun başkenti olan Etzelburg'da (Bugün Macaristan sınırları içinde bulunan Attilâ şehri) lldiko adında genç bir kızla evlendi. Elli sekiz yaşında olmasına rağmen son de­rece dinç ve kuvvetli idi. Zifaf gecesinin sabahında, bütün Avrupa'yı tir tir titreten büyük cihangir yata­ğında ölü bulundu. Ağzından, burnundan boşanan kanlarla, bütün yatak kıpkırmızı olmuştu. Ölümünün şiddetli bir burun kanamasından mı, bir hastalıktan mı, yoksa bir suikast sonucu mu meydana geldiği kesinlikle anlaşılamadı.

Cenazesi ölümünün ertesi günü yapılan çok bü­yük bir törenle kaldırıldı. Cesedi altın bir tabuta ko­nulmuştu. Bu tabut önce gümüş, sonra da demir bir mahfazanın içine yerleştirilmiş ve böylece toprağa verilmişti. Attilâ, ölümünden sonra, kimse tarafından rahatsız edilmeden ebedî uykusunu uyumak isterdi Bunu, böyle vasiyet etmişti. Bu nedenle mezarım kazıp kendisini toprağa verenler okla vurulmak su­retiyle hemen oracıkta öldürüldü. Sonra mezarın ya­nından geçmekte olan bir çayın mecrası değiştirildi, sular başka tarafa, çok muhtemel olarak mezarın üze­rinden verilen yeni mecradan akıtıldı. Böylelikle bü­yük cihangirin son arzusu yerine getirilmiş oldu. Ne yazık ki bugün mezarının yeri dahi bilinmez...

 

Google Gruplar
Sivri Kelimeler
Bu grubu ziyaret et